Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >7 - DİĞER KÜLTÜR VE SANAT DALLARI >Müzik
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Fransız aşk şarkıları

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
terapist Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1772
  Alıntı terapist Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Fransız aşk şarkıları
    Gönderim Zamanı: 13.Şubat.2011 Saat 12:06

Fransız aşk şarkıları

Fransızca%20aşk%20başkadırFransızca şarkıları sever misiniz? Fransızcayı duyduğunuz zaman sizin de içiniz bir hoş olur mu? Siyasi tartışma programı olsa, sosyal bilgiler dersi anlatılıyor olsa bile çok romantik, çekici bir şeyden bahsediliyor, hatta şiir okunuyor gibi gelmez mi? Tabii Fransızca biliyorsanız başka mesele, biz bilmediğimiz için böyle söylüyoruz. O yüzdendir ki Fransızca şarkılar dinlerken mest oluyoruz.

Edith Piaf: Gerçek bir efsane var karşımızda. 1915 doğumlu müzisyen, çileli ve kısa bir hayat sürdükten sonra 1963’te öldü. Bu kadarcık zamanda bile adını müzik dünyasının tepesine yazdırmayı, günümüzdeki Fransız müziği sevenlerin bile vazgeçemediği isimlerden biri olmayı başardı. Bu küçücük kadın, Fransa’nın sembollerinden biri desek yalan olmaz.

Sokaklarda şarkı söylerken bir kabare sahibi tarafından keşfedilmesiyle hayatı değişmişti Piaf’ın. Ona Piaf diyoruz ama bu soyadını sahneye çıkmaya başladıktan sonra aldı. II. Dünya Savaşı’nda halka ve askerlere şarkılarıyla moral veren müzisyenin özel hayatı hiçbir zaman mutluluklara sahne olmadıysa da şimdi onun şarkıları mutlu ve romantik anlara fon oluyor. “La Vie En Rose” şarkısını bilmeyen var mı?

Fransızcada “şarkı” kelimesi, “şanson” sözcüğüne denk düşüyor. “Klasik Fransız şansonları” ifadesine denk gelmiş olmanız muhtemel. İşte acayip bir şeyden değil, bildiğimiz şarkıdan bahsediliyor orada. Yine de dilimizde “şanson” denildiği zaman klasik, söz üzerine kurulu şarkıların kastedildiğini de belirtmeliyiz.

Söz üzerine kurulu dedik ya, şansonların hep bir öyküsü vardır. Melodileri rahatça akılda kalır, karmaşık değildir. Sözler ise bu melodiye eşlik eden hikâyelerdir.

Şanson kavramının kökeni aslında Rönesans ve Orta Çağ sonlarına kadar uzanır. Erken dönem şansonlarının bazıları sadece insan sesi kullanarak oluşturulurdu. İşin içine enstrüman girmesi için biraz zaman geçmesi gerekti. Guillaume de Machaut, 14. yüzyılda ilk üç sesli şansonların bestecisi olarak ün yaptı. Zamanla şansonların pek çok alt türü oluştu. Solo Fransız şarkılarının gelişmesi 16. yüzyılı buldu. 18. yüzyılda ise operanın etkileri vokal müzik üzerinde görülür oldu. 19. yüzyılın en meşhur şanson bestecileri Ernest Chausson, Emmanuel Chabrier gibi isimler, bu geleneği bozmadan yaşatıp 20. yüzyıla taşıyan isimler oldular. Bu dönemde anarşi ve başkaldırı, şanson liriklerinin en önemli unsuru haline geldiyse de aşk, romantizm ve insan ilişkileri her daim bir numaradaki yerini korudu. Günümüzde pop etkisini hafifçe hissettirse de Fransız şansonlarının tadı hâlâ bozulmuş değildir.

Daha yakın tarihten birkaç bilinir isme bakarak konuya biraz daha hakim olabiliriz:

Fransızca%20aşk%20başkadırCharles Trenet: 20. yüzyılın en önemli şanson yazar ve yorumcularından biridir. Hatta kendisine Fransız şansonunu günümüze uyarlayan insan bile deniliyor. Müzik eleştirmenleri Trenet’nin 20’li yaşlarında başladığı sahne macerasını bir basamak olarak kabul ediyor. Şanson tarzını caz ile harmanlayan “kaptan” lakaplı müzisyen, şarkı sözlerinde gerçek üstü ögelere yer vermesiyle de ünlü. Canavarlar, Tanrı’ya götürülen mektuplar gibi mistik konulara şansonlarında yer veren Trenet’nin hayal dünyasının genişliği şanson tarihini direkt olarak etkilemiş. Kimler etkilenmedi ki onun tarzından? İsmini bildiğimiz pek çok Fransız şarkıcı var bu listede: Edith Piaf, Jacques Brel, Charles Aznavour…

Şarkıları elbette pek çok dilde yorumlandı Trenet’nin. 2001 yılında öldüğünde, Fransa’da âdeta milli yas yaşandı. Ömrü boyunca imzasını attığı her çalışma azalmayan bir ilgiyle karşılanan müzisyenin ölümünden sonra da bu ilgi ve sevgi eksilmedi, hatta arttı. Hayattayken yayımlanmamış parçaları "Je n’irai pas a Notre-Dame" albümünde toplandı


Fransızca%20aşk%20başkadır

Jacques Brel: İşte bir sembol isim daha. 1929’da Belçika’da doğan Brel, son derece özel bir müzisyen olmasına rağmen şarkı yorumculuğunu kendisine pek uyduramadığını söylüyordu. Nitekim 1966’da sahne macerasından vazgeçti ve kendini sinemaya, tiyatroya, denizciliğe verdi. Zaten ömrünün son yıllarını bir adada yaşayarak geçirdi. 1978’de Paris’te öldüğünde geride “Ne Me Quitte pas”, “Les Bonbons”, “Les Vieux”, “Amsterdam” gibi ölümsüz şarkılar ve milyonlarca hayran bırakmıştı. Şarkılarında asıl ülkesi Belçika’ya sık sık yer veren Brel’i tanımıyorsanız kendisiyle mutlaka tanışın deriz.

Fransızca%20aşk%20başkadırYves Montand: 1921 doğumlu sanatçı aslında İtalyan olmasına karşın Fransız müziğinin önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Çok küçükken ailesi ile birlikte Fransa’ya yerleşmiş ve orada büyümüştür. Çok fakir bir çocukluk süren sinema düşkünü bu genç, sahnelere stand-up gösterileri yapmak için adım atmış olsa da Edith Piaf ile tanıştıktan sonra müzisyen tarafı ağır basar. 1991’de ölene kadar pek çok ünlü şiiri şanson tarzında yorumladı. Şarkı yazarlığı onun güçlü tarafı olmamıştır hiçbir zaman ama üstün bir sese ve yorum yeteneğine sahip olması onu Fransız müziğinin efsane isimleri arasına sokmaya yetmiştir. “A Paris”, “Chant des Partisans” gibi unutulmaz şarkılarını bir an önce dinlemeye bakın.

Charles Aznavour: Sanatçı bir ailenin oğlu olarak sanatın beşiği Paris’te dünyaya gelince, müzisyen ve oyuncu bir kişi olarak yetişmesi belki de doğaldı Aznavour’un. Edith Piaf dokunuşuyla hayatı değişenler kervanındandı o da. Onunla birlikte turnelere katıldı. Hep aşktan bahseden şarkılar söyledi, aşk filmlerinde rol aldı. İngilizce’ye ve birkaç dile daha hakimdi, hatta yazdığı en ünlü şarkı da İngilizce’ydi: “She”. Fransız yeni dalga sinemasında arka fon olarak sık sık onun şarkılarının kullanıldığını da eklememiz gerek.

Fransızca%20aşk%20başkadırGilbert Becaud: 1927’de doğan Fransız müzisyen, sahnedeki inanılmaz enerjisi nedeniyle “monsieur 100.000 volts” takma adıyla anılır. Piyanoyu hem çaldığı hem üzerine çıkıp zıpladığı düşünülürse bu lakabın ne kadar uygun olduğu görülür. Aznavour ve Piaf ile birlikte söylemiş, James Brown ve Bob Dylan gibi isimler ile de çalışmış olan Becaud, 2001’de bu dünyadan ayrıldıysa da geride “Nathalie” ve “C’est en Septembre” gibi unutulmaz şarkılar bıraktı.

Georges Moustaki: Yunan asıllı Fransız şarkı – şiir yazarı, yorumcu ve oyuncu, Piaf, Dalida gibi birçok ünlü sanatçı tarafından el üstünde tutuldu, eserleri seslendirildi. Küçüklüğünü Mısır’da, gençliğini Fransa’da geçiren sanatçı, böylelikle farklı kültürleri bir araya getirip hepsinden ilham alabildi. Müzik hayatına asıl girişini Edith Piaf için şarkılar yazarak yapan müzisyen, bir süre sonra kendi şarkılarını kendisi seslendirmeye başladı. “Le Meteque”, “Ma Solitude”, “Le Fecteur” en bilinen parçalarından birkaçıdır.


Alıntı iştegenç teşekkürler



Düzenleyen terapist - 13.Şubat.2011 Saat 12:08
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,078 Saniyede Yüklendi.