Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >3 - BAYRAMLARIMIZ VE ÖZEL KUTLAMALARIMIZ >Dünya Tiyatro Günü
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Kilitli ForumDünya Tiyatro Günü 2011

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
mgerdan Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 15.Eylül.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 267
  Alıntı mgerdan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Dünya Tiyatro Günü 2011
    Gönderim Zamanı: 04.Mart.2011 Saat 09:26
İnsanlık İçin Tiyatroya Dair
Jessica A. Kaahwa
Dünya Tiyatro Günü Bildirisi

2011 Uluslararası Dünya Tiyatro Günü Bildirisi

 

İnsanlık İçin Tiyatroya Dair

 

Jessica A. Kaahwa, Uganda

 

 

Tiyatronun toplumu harekete geçirme ve farklılıklar arasında köprü kurma konusunda devasa bir güce sahip olduğu düşüncesi bugün bizi bir arada tutmaktadır.

 

Barış ve uzlaşma için tiyatronun güçlü bir araç olabileceğini düşündünüz mü hiç? Uluslar dünyada şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgelerde barışı koruma adına muazzam miktarda paralar harcarken taraflar arasında çatışmayı azaltmak ve durdurmak için bir alternatif olarak tiyatroya yok denecek kadar az ilgi gösterilir. Kullanılan araçlar dışarıdan ve görünüşe bakılırsa baskıcı güçlerden geldiğine göre toprak ananın çocukları evrensel barışı nasıl sağlayacak?

 

Tiyatro bireyin var olan imajını değiştirir; bireye ve dolayısıyla topluma seçenekler dünyasının kapılarını aralar. Böylelikle korku ve kuşkunun pençesindeki insan ruhunun sinsice içine işler. Belirsiz bir geleceği engellediği gibi gündelik gerçeklere de anlam verebilir. Kişilerin konumlarına dair politik çekişmelerini oldukça basit bir biçimde gündemine alabilir. Çünkü tiyatro birleştiricidir. Geçmişte yapılmış hataların üstesinden gelebilecek deneyimleri sahneye koyar.

 

Ayrıca tiyatro hep birlikte savunduğumuz ve saygısızlık edildiğinde uğrunda savaşmaya hazır olduğumuz fikirleri savunmanın ve geliştirmenin başarısı kanıtlanmış bir yoludur. 

 

Barış içinde bir gelecek düşü için barışçıl yöntemlerle yola düşmeliyiz. Anlamaya, saygı duymaya ve barışla buluşma çabasındaki her insanın katkısını algılamaya çalışmalıyız. Tiyatro barış ve uzlaşma mesajlarımızı daha öteye taşıyabilecek evrensel bir dildir.

 

Katılımcıları sürece aktif bir biçimde dâhil ederek eski yargılarını yerle bir etmek için bir araya getirir; böylelikle tiyatro sil baştan keşfedilmiş bilgi ve gerçeklik temelinde seçimler yapmak için bireye bir yeniden doğuş şansı verir. Diğer sanat dalları arasında tiyatronun gelişebilmesi için çatışma ve barış gibi kritik konuları ele almalı, gündelik yaşamla bağ kurarak dev adımlar atmalıyız.

 

Toplumsal değişim ve atılımların izindeki tiyatro savaşın mahvettiği bölgelerde ve müzmin yoksulluk ya da hastalıklardan mustarip halklar arasında varlığını zaten sürdürüyor. Tiyatronun farkındalık yaratmak için halkı harekete geçirebildiği ve savaş sonrası travma mağdurlarına yardımcı olabildiği yerlerde sayıları giderek artan başarı öyküleri var. ‘Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’ gibi ‘insanlar arasında barışı ve arkadaşlığı pekiştirmeyi’ hedefleyen kültürel platformlar çoktan yerini aldı.

 

Bu yüzden tiyatronun gücünü bildiğimiz halde zamanı geldiğinde sessiz kalmak, silah tutanların ve bomba atanların dünya barışının koruyucusu olmaya soyunmalarına göz yummak gülünçtür.

 

Yabancılaşmanın araçlarının barış ve uzlaşmanın araçları olması mümkün mü?

 

Dünya Tiyatro Günü’nde sizi umudu çoğaltmaya ve tiyatroyu iletişim, toplumsal değişim ve atılımlar için evrensel bir araç olarak öne çıkarmaya çağırıyorum.

 

Birleşmiş Milletler dünyanın dört bir yanında barışı koruma misyonu adı altında silah kullanımı yoluyla muazzam paralar harcıyor, oysa tiyatro daha içten, insani, az masraflı ve çok daha güçlü bir alternatif olarak karşımızda. 

 

Barışı getirmek için tek yol olmayabilir ama yine de tiyatro barışı koruma görevimiz için etkili bir araç olarak kuşkusuz katkı sağlayabilir.

 

Çeviren: Bilgesu Ataman

 

 

 

Jessica A. Kaahwa’nın Kısa Özgeçmişi

 

Oyun yazarı, oyuncu, yönetmen ve akademisyen.

 

Dr. Jessica A. Kaahwa, Uganda’da Makerere Üniversitesi’nde Kitle İletişimi / Müzik, Dans ve Drama bölümlerinde öğretim üyesi.

 

Drama alanında yüksek lisansı, yayıncılık alanında doktorası var.  

 

Radyo-televizyon, kitle iletişimi ve halk tiyatrosu alanlarında oldukça deneyli bir akademisyen. İletişim ve yayıncılık gibi alanlarda danışmanlık yapıyor. İnsan hakları konusunda da kapsamlı araştırmaları var.

 

Uganda’nın kuzeybatısındaki Masindi Bölgesi’nde yürütülen HIV/AIDS’e karşı bilinçlendirme kampanyalarında ve Uganda İnsan Hakları Komisyonu’nda bir katılımcı iletişim birimi oluşturmak için danışmanlık yaptı.

 

Tiyatro, televizyon ve radyo için on beşin üstünde oyun yazdı. 

 

‘Uganda’da Tiyatro ve İnsan Hakları’ ve ‘Hoima’nın Kalkınmasında Gençlik Tiyatrosunun Katkıları’ yayımlanmış araştırmalarından bazıları.   

 
Kaynak:http://www.tiyatrohaber.net/Default.asp?mxz=YaziD&hid=75
Yukarı Dön
mgerdan Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 15.Eylül.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 267
  Alıntı mgerdan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 22.Mart.2011 Saat 13:32

27 Mart Dünya Tiyatro Günü

Ulusal Bildirisi

 

Bence tiyatro, küçükken annelerimizin -ya da şanslıysak, onlarla yaşayabilmişsek, büyükannelerimizin- ellerimize taktığı yün çilelerine benzer.

 

Hani “Tak bakayım şunu, sana bir kazak öreyim” derler. Uzatırsın iki elini. Geçiriverirler yün çilesini. Alırlar yünün ucunu, başlarlar sarmaya, top yapmaya. Siz açarsınız onlar sarar, siz açarsınız onlar sarar. Rengârenk yün çileleri top olur, örmeye hazır hale gelir. Kazak olur, kaşkol olur, eldiven olur, yaşamı ısıtır. Tiyatro dediğiniz de böyle bir şeydir işte. Sizi sarar sarmalar, yaşamınızı ısıtır.

 

Biz oyuncular her akşam geliriz sahnenin üstüne, ellerimize insanla ilgili bin bir düğümü olan rengârenk yün çilelerini takarız, başlarız açmaya. Yünün bir ucunu da sizlere, sahneden aşağıya seyircilere atarız. Onlar da başlarlar sarmaya, top yapmaya. Biz açarız onlar sarar, biz açarız sizler sararsınız sayın izleyiciler, saygıdeğer seyirciler.

 

 

Biz açarız çileyi, siz sararsınız. Biz asılırsak da yün kopar, seyirci çok çekerse de. İki taraf da büyük bir dikkatle işini yapar. Oyunun sonunda bizim elimizdeki yün çileleri biter. Yünün ucu sahneden salona kayar...

 

Ve sevgili seyirciler, çıkar gidersiniz tiyatrodan yüzünüzde çiçek açmış gülücüklerle, zihninizde bin bir renkli yün topçuklarıyla. Sorarsınız: “Ne kaldı bende oyundan geriye? Ne kaldı bende?” Oysa bilmezsiniz ki, ya da çok iyi bilirsiniz ki, zihin alır, biriktirir, sıralar, dosyalar, yerleştirir. Üstüne düşünmeye, fikir üretmeye, yorum yapmaya başlar.

 

İşte tiyatroda da aynı şey olur. Çıkarsınız oyundan zihninizde rengârenk yün topçuklarıyla. Başlarsınız kafanızın içinde çevirmeye. Kah gülüp, kah hüzünlenip, kah coşup oyunu yeniden yaratmaya koyulur zihin... Her seyirci oyunu yeniden yazar zihninde. Tiyatro sanatını vazgeçilmez kılan şey, izleyicilerini birer yaratıcı çizgisine yükselten bu büyüde gizli. Bir gün bir bakarsınız ki, yünün ucunu yakalayıp atmışsınız birine, başlamışsınız anlatmaya; kendi yorumunuzu eklemeye yüne. Karşınızdaki de kapmış yünü, açıp iki elini başlamış yeniden çile yapmaya.

 

Siz açarsınız o sarar, siz açarsınız onlar sarar.

 

Tiyatro dediğiniz elden ele, yürekten yüreğe dolaşan yün çilecikleridir. Bir de bakmışsınız tiyatro elden ele.

 

Bu işin yüzde ellisi sizsiniz, siz seyirciler; yüzde ellisi de biziz, oyuncular. Tiyatronun iki temel öğesi: Oyuncuyla izleyici karşı karşıya gelmeden tiyatro dediğimiz mucize gerçekleşmiyor. İzleyicilerle oyuncular karşı karşıya gelmeden, insan kadar eski, insan üstüne düşünme, insana bakma, eğlenirken insanı ve dünyayı yorumlama, yeniden yaratma eylemi gerçekleşmiyor.

Yani efendim uzun sözün telgrafı, bizler meslektaşız. İyi bir tiyatro seyircisi de tiyatrocudur. Benim meslektaşımdır. Giden, okuyan, izleyen, parasını ayıran, izledikleri üstüne fikir üreten, çağdaş, uygar yaşama gönül vermiş insanlar benim meslektaşlarımdır. İzlediklerini başkalarıyla paylaşan, onların da tiyatroya gitmesini sağlayan sevgili tiyatroseverler, benim meslektaşlarım. Onlarla birlikte gerçekleştiriyoruz tiyatro denen mucizeyi.

 

Yıllardır hep sizler bizleri alkışladınız, şimdi de biz sizleri alkışlıyoruz sevgili meslektaşlarımız.

 

Yaşam boyu birlikte eğlenip, insana ayna tutup, o aynada kendini arama sevincimizin, şenliğinin devam etmesi dileklerimle...

 

 

 

 Ali Poyrazoğlu

(Oyuncu - Yazar - Yönetmen)

 

 

http://www.devtiyatro.gov.tr/web/haberler/27_mart_2011_bildiri_ulusal.html

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,941 Saniyede Yüklendi.