Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >7 - DİĞER KÜLTÜR VE SANAT DALLARI >Kitaplar
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Şehvetiye Tarikatı

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Beklan Açılır Kutu Gör
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 03.Eylül.2019
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 2
  Alıntı Beklan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Şehvetiye Tarikatı
    Gönderim Zamanı: 27.Eylül.2019 Saat 08:04

Şeyhlik Sahte Ama Sapıklık Gerçek!
Şehvetiye Tarikatı, gazeteci İsmail Saymaz’ın kısa sürede pek çok baskı yapan bir kitabı. Kitap bir sunuş, altı bölüm ( vaka ) ve bir de sonsözden oluşuyor.

Sunuş ve sonsözde Saymaz kendi görüşlerine yer verirken, bölümlerde vakaları mahkeme tutanakları üzerinden yansıtırken, mümkün olduğunda üst anlatıcı gibi kalmaya çalışıyor.

Sunuş kısmında, tarikatların Osmanlı dönemindeki haline atıfta bulunuluyor. Malum, Osmanlı’nın kuruluşundaki etkenlerden birisi sufilik ve Türkmen dervişliği idi. Saymaz, Osmanlı dönemindeki bir sahte şeyhlik ve oğlancılık vakasını örnek olarak sunuyor. Osmanlı’nın son dönemlerinde ise çıkarılan kanunlarla tarikat ve tekkelerin denetlendiğini anlatıyor.

Nitekim 1925’te çıkarılan Tekke ve Zaviyeler Kanunu, bir anda akıllara gelmiş bir şey değildi. ( Tıpkı alfabe değişimi yahut kılık kıyafet inkılabı gibi, Osmanlı’dan tevarüs eden bir ihtiyaç ve tartışma idi. ) Burada ilgimi çeken şey, söz konusu kanun teklifinin Refik Koraltan ve birkaç arkadaşı tarafından verilmiş olması oldu. Peki, kimdir Koraltan? Demokrat Parti’nin birkaç kurucusundan biri ve 10 yıllık iktidar döneminin meclis başkanı…

2000’li yılların Türkiye’sinde bile bu işlere kanan, inanan, badelenen, para pul kaptıran, eşini bile sözde şeyhine sunanların varlıklarını düşününce, Osmanlı Türkiye’sini hayal dahi edemiyorum. Yakup Kadri’nin Nur Baba’sı zaten gerçek bir karakterdi. Öyle ki, bu kitapta geçen sapık sahte şeyhleri düşününce Nur Baba bile insana sempatik gelebiliyor!
Saymaz, bir cemaat iken holdingleşen ve siyasallaşanlardan, iktidar ile ayrışınca terör örgütü ilan edilen yapılardan söz ediyor ve ikaz ediyor. Başka cemaatlerin yerini başka cemaatler aldılar. “Devlette ve bürokraside laik bir arınma olmadı” diyor. Tezlerini delillendirirken de bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı’nın raporlarına atıfta bulunuyor.

Sonrasında ise örnek vakalara geçiliyor. “Bu gruplara öncülük eden "sahte şeyhlerin" profilleri incelendiğinde; ilkokul mezunu oldukları, dini eğitim almadıkları, Arapça ve Kur'an'ı bilmedikleri, hatta oruç ve namaz gibi ibadetleri yerine getirmedikleri anlaşılıyor.” Dedikten sonra şu örnekleri veriyor: “Örneğin, "sahte şeyh" Uğur Korunmaz, erkek ve kadın ayırt etmeden tüm müritleriyle cinsel ilişkiye girdi. Mustafa Çalışkan, üç şehirde 26 kadını istismar etti. Süleyman ışık, genç erkeklerle ilişki yaşadı. Recep Küçük çocuk istismarına karıştı.”

Anlatılan ilk vaka, bir kadın hakimin dolandırılması üzerine ortaya çıkıyor. Bir milyon lirayı aşan bir vurgun anlatılıyor. Bence, sonrasındakileri okuyunca bu önemsiz bile kalıyor!

İkinci mevzu, Osmanlı’da padişahı çocuk sahibi yaptığına inanılan ve devlet hazinesinden bile çok rüşvet toplayan Safranbolulu Cinci Hoca hikayesine benziyor. 2008 yılında başlayan hikayede cinlerin kullanılarak define bulunması mevzusu var. Eski bir milletvekilini dolandırmaya kadar varan hikayede cinler, büyüler, çakma cinayeler, sahte Suriyelliler bile var… Kayıtlara Açıkgöz şebekesi olarak geçiyor.

Üçüncü vaka Sözde Tekke adını taşıyor. Bunlar mahkeme kayıtlarında yer almasa ve hepsi –maalesef- gerçek olmasa, mesela bir yazar tarafından hikayesi yazılıp, sonrasında filme çekilse kıyametler koparılırdı. Böyle bir şey olmaz, din düşmanı yazar, senarist vs denilirdi. Ancak maalesef trajikomik ve şerefsizce bir hikaye var ortada. Balıkesir’de uydurulan bir yatır, buranın tekkeye çevrilmesi ve dini hiçbir bilgisi olmayan bir dolandırıcı sapığın kendini şeyh ilan etmesiyle başlayan, çok ciddi bir para istismarı ve dahası küçük kız çocukları da dahil cinsel saldırı ve istismarların olduğu bir vaka… Adice ve şerefsizce ama daha beterlerini de okuyacağız sonrasında…

Daha şerefsizcesi medyada düştüğü için az buçuk duyduğumuz Badeci Şeyh mevzuu. Hadiseler Bursa’da geçiyor. İnanılmaz şeyler olmuş. Film senaryosu ya da roman konusu bunun için de geçerli. Din düşmanı bir kalemin bile hayal edip, yazmayacağı şeyler bizzat olmuş. Sahte bir şeyh, kadın, erkek, çocuk demeden bütün müritlerini(!) becermiş. Okurken midem bulandı. Cehaletin geldiği yerleri havsalam almadı. Sözde hocasına karısını, annesini, kardeşini ikram eden tipler vardı ve bunlar gerçekti. Kitapta en uzun anlatılan bölüm burasıydı ve tam anlamıyla mide bulandırıcıydı.

Beşinci vaka hırsızlıktan sabıkalı birinin yine kendini şeyh ilan etmesi üzerine. Bunun özelliği ise harem kurması. Bir sürü kadınla birlikte oluyor. Zihinsel engelli bir kıza da tecavüz eden ağır sapık, ciddi bir ceza alıyor. Ancak ilginçtir, karılarından birisi “şeyhime bu cezayı verenler FET֒cü hakimlerdi, FETÖ komplosu var” diyordu!

Son vaka Konya Çumra’dan… Epeyce eşcinsellik vakasının görüldüğü bir sahte şeyh dosyası da bu ve 2017 yılına ait.

Saymaz sonsözde, tekrar kendi görüşlerine geçiyor. Tarikat ve cemaatlerin sosyal bir vaka olduğunu ifade ettikten sonra, bunların yasaklanması yerine denetim altına alınması gerektiğini ifade ediyor. Merdivenaltı tarikatların önüne geçilmesinin çarelerinden birisi olarak bunu sunuyor.
Adıma layığım.
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,061 Saniyede Yüklendi.