Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >6 - TİYATRO >DRAMA - Çocuk ve Gençlik Tiyatroları
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Çocuk Ve Gençlik Tiyatroları Üzerine

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
terapist Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1806
  Alıntı terapist Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Çocuk Ve Gençlik Tiyatroları Üzerine
    Gönderim Zamanı: 11.Kasım.2008 Saat 23:12
Çocuk Tiyatroları
 
Ülkemizde ödenekli tiyatrolar da, özel tiyatrolar da gittikçe daha çok ilgi duymaya basladi çocuk tiyatrosuna. Radyoda, televizyonda, sahnede çocuk oyunlari daha çok yer almaya basladi. Yarısmalar çocuk oyunlarının sayisini artırıverdi. Bütün bunlar hep özledigimiz bir gelisim. Çocuk tiyatrolarinin daha da çogaltılmasini, yaygınlastirilmasını istiyoruz. Ancak bu sayısal artıs ortaya bir nitelik sorunu çıkardı. Bu sorunu da çözümlemek zorundayız.

Son birkaç yılın çocuk oyunları incelendiginde çocuk tiyatrosu yapanların bir bölümünün kendilerini oldukça katı bir egiticilik görevi ile yükümlemis oldukları görülür. Bu görev çocukları politik açıdan bilinçlendirmektir. Sömürü, patron, aga, emekçi hakları, grev, direnis, bu oyunlarin belli baslı temalarıdır. Çocukların bu konularda aydınlatılmasına, hatta toplum düzenindeki yanlıslara karsı tavır aldırılmasına çalısılmaktadır. Sanatın toplum sorunları karsısında ilgisiz kalmaması ve düsünceleri özgürce ifade etmesi elbette hakkıdır ve görevidir. Ancak bu görevi yerine getirirken çocugun incitilmemesine, mutsuz edilmemesine çalısmak da insanlık geregidir.

Tiyatro yolu ile egitme, tiyatronun egitici ve zevk verici olmasi eglendirirken egitmesi, ögretirken-eglendirmesi, tiyatro sanatının baslangıcından beri tartısılmıs, savunulmus bir düsüncedir, yazarlar, sahneye koyucular, oyunları hakkında yaptıklari açıklamalarda öncelikle seyirciye ne ögretmek istediklerini belirtirler tiyatronun etkili bir sanat dalı oldugu, insanın ve toplumun egitiminde bu etkinlikten yararlanılması gerektigi düsüncesi çesitli biçimlerde yinelenir durur. Yalnız ögretilmesi istenen gerçekler, egitilmesi istenen görüsler dönemden döneme degismektedir. Her dönemin tiyatrosu kendini besleyen kaynagın yegledigi yönde bir egitimi amaçlar. Klasik tiyatro, geleneklerin, inançların, âhlak degerlerinin dogrultusunda tutucu bir egitime yöneliktir. Romantik tiyatro birey hakkını, özgür vicdanı savunur. Gerçekçi tiyatro örtülü çirkinlikleri bilimin ısıgında incelemeye çalısır. Öncü tiyatrolar toplumun kabuk baglamis yaralarinı deserler. Tiyatronun, sanatsal etkinligi yaninda böyle bir görevi üstlenmesi saygıya deger yanıdır. Bu baglam içinde çocuk tiyatrosunun egiticiligi ve ögreticiligi de dogal sayılmalıdır. Ancak, bu egitim yükünün konusu ve ölçüsü ne olmustur, ne olmalıdır?

Ülkemizde iki kusak öncesinin çocuk oyunlarındaki egitim anlayısı okullardaki egitim anlayısına kosut olmustur. Çocugun, söz dinler, sabırlı, çalıskan, büyüklerine karsi saygılı, küçüklerini koruyucu olması amaçlandıgından oyunlarda bu temalar ele alınmıstır. Okul temsillerinde Atatürk Devrimleri'nin benimsetilmesine çalısılmıs, Bagımsızlık Savası'ndan alınma konularla vatan sevgisi pekistirilmistir. Ayrıca, tutum haftası, yerli malı haftası gibi özel günlerde haftanın "anlam ve önemini" belirtecek oyunların oynanmasıâdet olmustur. Bu oyunlarda konuyu anne ve babaların, ögretmenlerin uygun sayması yeterli görünmüs, çocugun anlama, ögrenme, degerlendirme gücü hesaba katılmamıstır. Bu egitimin çocuga ne ölçüde ve ne biçimde geçtigi, çocugu ne yönde etkiledigi, kisiligini nasil yogurdugu, son çözümlemede yararlı mı oldugu incelenmemistir.

Günümüz çocuk tiyatrosu uygulaması eski uygulamaya bir tepki niteligi tasımaktadır. Geçmisin egitim kalıpları kırılmakta deger yargıları irdelenmektedir. Fakat egitiminin yönteminde bir degisiklik olmamıstır. Çocuk gene, ne anladıgı ne ölçüde özümledigi, nasil etkilendigi dikkate alınmadan tiyatro yolu ile egitilmeye çalısılmaktadır. Egitimin konusu gene büyüklerin begendigidir. Seyirci çocugun istekleri, gereksinmesi gene ikinci plana itilmistir. Çocugun yası, çevresi, ruhsal yapısı, anlayıs gücü hesaba katılmamaktadır. Böyle bir egitim sürecinden geçen çocugun, eger istendigi ölçüde etkilenmisse, yakın iliskilerini düzenlemekte zorluk çekip çekmeyecegi üzerinde durulmamaktadır.

Oysa tiyatro yolu ile egitilmek istenen çocugun yasının, anlayıs gücünün, ruhsal durumunun, yasantısının, bilgi ve görgüsünün, içinde bulundugu ekonomik durumun, kültürel özelliklerin bilinmesi gerekir. Yapılan egitimin günlük yasamı ile uzlasıp uzlasmadıgı, çocugu çeliskiye düsürüp düsürmedigi arastırılmalıdır. Çocugu aile iliskilerinde, okul yasamında, arkadasları ile iliskisinde uyumsuzluga götürebilecek bir egitim, kendi içinde ne kadar haklı nedenlere dayanırsa dayansın, ne kadar dogru düsünülmüs olursa olsun, yarar yerine zarar verecektir. Dogru bildiklerimize ne kadar inanıyor, onları ne ölçüde koruyup savunuyorsak, yöneldigimiz çocuk seyirciyi de o ölçüde sevmeli, ona inanmalı, onu esirgemeliyiz. Biri bir ilkenin dogruluguna inanmaksa, öteki de insana inanmaktır. Çocuk insani incitmemek, inandıgımız ilkeden sapmamak kadar önemli olmalıdır. Çocuk tasıyamayacagı kadar agır bir düsünce yükü altında ezilmemeli, yasamı ile uzlastıramayacagı görüslerle sasırtılmamalıdır. Çocuk tiyatrosunun, büyükler için yapılan tiyatrodan daha zor olması, daha çok çaba gerektirmesi bundandır. Dogumda bir bebegin mikrop kapmamasına nasıl dikkat ediliyorsa, bebege verilen sütün pastörize olmasına nasıl özen gösteriliyorsa, çocuk hastalıklara karsi nasıl korunuyor, büyümesini engelleyecek agır islerde çalıstırılması nasıl yasaklanıyorsa, yapacagı sporun niteligi nasıl yasına göre saptanıyor, beden gelisiminin dogru olmasına çalısilıyorsa, tiyatro yolu ile egitilirken aynı ölçüde titiz davranmak, ruhsal gelisimini dikkate almak gerekir Çocuga tiyatroda hangi yaslarda neler ögretilebilecegi, çocugun hangi sorunlara egilebilecegi, hangi gerçeklerle yüzyüze getirilebilecegi bilimsel olarak saptanmalıdır

Çocugun seyrettigi oyunda karsılastıgı acı gerçekler onu bu gerçekleri düzeltecek bir insana dogru gelistirecegi yerde yılgınlıga itebilir. Oyun da etkin bir biçimde belirtilen, vurgulanan sorunlar, kendi günlük sorunları ile birlesip çocugu edilgin bir duruma sokabilir. Oyundaki egitici ögelerin çoklugu çocukta tepki uyandırarak onda tam karsıtı görüse karsı bir egilim uyandırabilir. Oyunda belli tiplerin, belli mesleklerin asagılanmasi okulda, evinde bu tipteki kisilerle, bu meslekte olanlarla birlikte yasamak zorunda olan çocugu uyumsuzluga götürebilir. Oyunda babasının meslegi asagılanmıs bir çocuk, kendini ya haksızlıga ugramıs hissedecektir, ya da asagılık duygusuna kapılacaktır. Oyunda annesinin tipindeki kadınlar taslanıyorsa mutsuzluk duyacaktır. Oyunda, okuldakinin, evdekinin tam karsıtı deger yargıları ile karsılasıyorsa saskınlık duyacaktir. Mutsuz, saskın, öfkeli, suçluluk duygusu içindeki çocuk iyi seyler dogru degerler ögrenmis bile olsa, olumlu isler yapmakta zorluk çekecektir.

Bu durumda çocuk tiyatrosu yapanların, çocuk oyunu yazanların bir özelestiriden geçmeleri yararlı olur.
Bu özelestiride kisi kendine sunlari sormalıdır:

Çocuklara ögretmek istedigim seyi gerçekten çocuk için mi amaçlamistim, yoksa bunlar büyüklere söylemek isteyip de olanak bulamadigim düsünceler midir?

Oyunda ele aldigim gerçeklerin, dikkati çektigim sorunlarin çocuga dogru olarak geçtigine inaniyor muyum?

Dogru olarak geçtigini gösteren belirtiler olsa bile, bu etkinligin uzun sürede yararlı olacagından emin olabilir miyim?

Çocuklarımızı sanat yolu ile, tiyatro yolu ile egitirken batı ölçülerini degil, günümüzün kosullarını dikkate almalıyız. Bugün çocuklarımız, büyüklerin içinde, onların sorunları altında ezilmis yasıyorlar. Gazetelerde, radyoda, televizyonda korkunç olayları okuyor, dinliyor, görüyorlar. Ailenin geçim sıkıntısı, karı koca anlasmazlıkları çocuklara yansıyor. Ögretmenler bile sırasında kendi bunalımlarını çocuklardan saklamayı basaramıyorlar, ögrencilerle iliskilerinde yeterince nesnel, yeterince sogukkanlı olamıyorlar.

Çocuk hırçın bir çevrede büyüyor. Iyı beslenemeyen, okuma olanagı olmayan, dogal haklarını elde edememis çocuk; yoksullugun kısıtladıgı pek çok seyin özlemini çeken çocuk; dar apartman katlarına kapatılan, okuldan okula, kurstan kursa gönderilen, sınav korkusu ile bunalmıs çocuk...

Bu çocuklar çocukluklarını yasayamamıs çocuklardır. Büyümeden yaslanmıslardır. Bu çocuklar için en yararlı tiyatro, onlara çocukça sevinmesini ögreten, içlerinde biriken enerjiyi istedigi gibi kullanmasını saglayan, onu sevgi ile besleyen, içten güçlendiren tiyatrodur. Çocuklarimiz okullarda yeterince yüklü bir egitim görüyorlar. Tiyatroda sevinsinler, yasamanın, sevmenin, dayanısmanın tadina varsınlar. Ögreneceklerse, yasamayı ve yasatmayı, mutlu olmayı ve mutlu etmeyi ögrensinler. Daha agır görevler büyüklere düser.

Turgut ÖZAKMAN
Yukarı Dön
Sinan Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 22.Eylül.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 70
  Alıntı Sinan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 16.Temmuz.2018 Saat 07:23
Flower  Yeniden gözden geçirilerek değerlendirildi
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,093 Saniyede Yüklendi.