Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >10 - HABERLER > Ülkem ve İstanbul...
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Bisiklet ve heykel şehri: Eskişehir

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
terapist Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1806
  Alıntı terapist Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Bisiklet ve heykel şehri: Eskişehir
    Gönderim Zamanı: 22.Aralık.2008 Saat 11:38

Bisiklet ve heykel şehri: Eskişehir

Bisiklet%20ve%20heykel%20şehri:%20EskişehirGitmeden, görmeden bir şehir hakkında bilgi sahibi olamazsınız. Bir yerlerden duyarsınız, görenler anlatırlar, yazılanları okursunuz, programlarda izlersiniz. Ama şehrin havasını kendiniz hissetmediğiniz sürece bir şey bilmiyorsunuz demektir. Haritadaki her şehri gezmemiz mümkün değil ama en azından Türkiye’de bir yerlerden başlamanın da zararı olmaz. Öğrenci milleti olarak görmemiz gereken ilk şehirlerden birinin halk arasında “öğrenci şehri” olarak bilinen Eskişehir olduğuna karar verdik ve sırt çantamıza bir kazak, bir tişört atıp yola çıktık.

Hazırlık

İlk kez göreceğiniz bir yere doğru yola koyulmayı planlıyorsanız, öncelikle biraz bilgi edinmelisiniz. Nasıl ki İtalya’ya gidip pizza yememek ya da Paris’e gidip Eyfel Kulesi’ni görmemek çok ayıp bir hareket olacaksa, gittiğiniz şehir neresi olursa olsun en ünlü yerlerini ve yemeklerini bir gözden geçirmeden dönmek de öyle manasız olacaktır. İnternet bu konuda size gerekli bütün bilgiyi verir ama varsa eğer birkaç tanıdığa sormakta da fayda var, çok nefis tüyolar yakalayabilirsiniz. Eskişehir için bizim aldığımız notlar; Porsuk Nehri, Adalar, çiğ börek ve lüle taşı başlıklarında toplanıyor.

Nereleri göreceğinizi, neleri tadacağınızı bir kenara not ettiniz, sıra geldi yolculuğun ilk adımlarını atmaya. İstanbul’dan Eskişehir’e trenle gitmek 4 saat sürüyor, otobüsle 6 saat. Eğer trenlerle özel bir alıp veremediğiniz yoksa, hem daha şık, hem de çok daha keyifli bir yolculuk için treni tercih edin. Haydarpaşa’dan binip, Eskişehir’in içinde ineceksiniz. Hem yolu uzun olmadığı için hem de küçük bir şehir olduğu için günü birlik gidebileceğiniz bir yer Eskişehir, dolayısıyla gidiş-dönüş biletinizi aldığınızda hazırsınız demektir. Ama “ille de bir gece kalmak istiyorum” diyecekseniz, yine internet aracılığıyla otel rezervasyonu yapabilirsiniz. Hazırlık aşamasının bir önemli noktası da mevsimden haberdar olmak. “Aman da ne güneşli hava” diyerek yanınıza sadece tişört alırsanız ve gittiğiniz yerin aslında bu mevsimde serin olduğunu bilmiyorsanız, donarak eve dönmek çok da hoş olmaz. Eskişehir’in soğuğu nefes kestirir derler, her ihtimale karşı –eğer hava 30 dereceyken gitmiyorsanız- yanınızda üstünüze giyebileceğiniz kalınca bir şeyler bulunsun.

Yol keyfi

Aldınız biletinizi, bizi dinleyip trene bindiğinizi umuyoruz. Çok atraksiyonlu bir yolculuk olmuyor, bu 4 saatlik tren yolculuğu. Trenin geniş koltuklarına gömülerek camdan dışarısını izliyorsunuz. Manzara için de muhteşem diyemeyiz ama tren tıkırtıları, güzel bir playlist hazırladığınız MP3 çalarınız ve arada trene eşlik ederek akan derelerle birlikte gezinizin dinlendirici saatleri bu yolculuk sırasında geçecek.

Çantanıza önceden bir sandviç, birkaç abur cubur ve içecek de attıysanız, keyfinizin tam olacağı garanti.

Bisiklet%20ve%20heykel%20şehri:%20Eskişehir

Birinci kuralımız “sora sora bulmak”. Elinizde harita olması ya da tabelalara dikkatle bakmanız fazla işe yaramaz. Nereye gidecekseniz sorun. Bakkala sorun, emlakçıya girin sorun, yoldaki amcaya sorun, büfeciye sorun... Hatta bir şey kaçırmadığınızdan emin olmak için “biz şuraları gezdik, buralarda oturduk kahve içtik, görmemiz gereken bir yer var mı başka?” diye de sorun. Bir grup arkadaş olarak gittiğiniz için (tek başınıza nasıl eğleneceksiniz, mutlaka arkadaşlarınız olsun yanınızda) ve elma şekeriyle kandırılacak yaşı çoktan geçtiğiniz için insanlara soru sormanın korkulacak bir yanı yok. Eskişehir’de ilk hedefimiz Porsuk Nehri. Üzerinden geçen köprüleri ve dillerden düşmeyen “dereboyu” ile kendisi şehrin –gördüğümüz kadarıyla- en şık yerini oluşturuyor. Dereboyunda yer etmiş, farklı müzikler çalan ve farklı tarzları olan bir dolu kafeden birinde Porsuk’u izleyerek yolculuk sonrası açlık sendromundan da kurtulabilirsiniz.


 

 

 

Bisiklet%20ve%20heykel%20şehri:%20EskişehirEskişehir’in ulaşım aracı bisiklet. Ve evet siz bisikleti olmayanlardan birisiniz orada. Dağ-bayır bir şehir olmaması sayesinde, genci yaşlısı herkesin bisiklete bindiği şehirde sizin ulaşım aracınız tramvay. Şehrin içindeki toplu taşıma araçlarının başında tramvay geliyor. Çok ihtiyacınız olduğunda otobüsü de kullanabilirsiniz ama şehir merkezinde otobüs çalışmıyor. Bu saydıklarımızdan da anlayabileceğiniz gibi trafik derdi olmayan bir şehirle karşı karşıyayız. Trafiği bir türlü algılayamayan ve bu yüzden her yere ya çok geç ya da çok erken varan büyük şehir çocuklarına inanılmaz gelen bu sakin şehir trafiğiyle, bir yerden bir yere varmanız en fazla 15 dakika sürüyor.

Porsuk’tan sonra sırada Adalar var diyoruz ve bir yandan da “burada deniz yok, göl yok, ne adası ki acaba” diye mırıldanarak yürüyoruz. Efendim, Adalar öyle bambaşka bir yer değil. Porsuk’u takip etmeye devam ettiğinizde Adalar’da oluyorsunuz ve bunu da son yol sorduğunuz insan size “e gelmişsiniz siz, Adalar burası” dediğinde anlıyorsunuz.

Şehrin dikkat çeken ve gelmeden önce bilmediğimiz bir yönü de heykelleri. Adım başı rastladığımız bronz heykeller, Eskişehir’in “temiz” ve “yeni” görüntüsüne bir de “süslü” sıfatını eklememize sebep oluyor.

Porsuk Nehri’ni boydan boya gezdik, dereboyunda bir şeyler atıştırdık, tramvay yolunu takip ederek şehir merkezini de çözdük, şimdi listemize tekrar bir göz atalım. Çiğ börek ve lüle taşı unutmamamız gerekenler arasında. Şehir gezimizde lüle taşıyla ilgili ilginç şeylere rastlamıyoruz ve gönlümüzde özel bir yeri olmadığı için –tabii bu tamamen bizim ilgi alanı problemimizden kaynaklanmakta -birkaç vitrinde gördüğümüz lüle taşından yapılmış pipoları birbirimize göstererek bu maddenin de hakkını verdiğimize kendimizi inandırıyoruz.

Gelelim, yol planlarının başından beri gözümüzü alamadığımız son maddesine: Çiğ börek. Nerede yenir sorularının cevabı bir tane: Papağan Çiğ Börek Salonu. Yine tramvay yolundan ayrılmadan kolayca bulduğumuz mekânda çiğ börek dışında başka bir yemek yok. Fast food olarak algılanan çiğ börek, ısmarlamanızın ardından gözünüzün önünde hemen yapılıp yağa atılıyor ve elinizle tutamayacağınız bir sıcaklıkta sunuluyor. Bir porsiyonuyla tıka basa doyduğunuz, üstelik de çok ucuz olan bu şehrin sembolü yemeği yedikten sonra artık evimize dönebiliriz.

“Gece bir yerlerde müzik dinleseydik, böyle eve mi dönülürmüş” fikrini savunanlar için bir kaç mekân adı sayalım hemen: Hayal Kahvesi, The Doors, Carpe Diem bizim dikkatimizi çeken gece takılmalık yerlerden bazıları.

Bisiklet%20ve%20heykel%20şehri:%20EskişehirDönüş

Yorgunuz, bir şehri daha dere tepe gezmişiz ve evimize dönüyoruz. Gezinizi günübirlik tuttuysanız dönüş yolunuz uykuyla geçecek. Yok eğer gece kaldıysanız ve güzel bir kahvaltı ardından yola düştüyseniz şehir hakkında binbir yorum ve atıp tutma fasılları yol keyfinizi oluşturacak.

Gittiniz, gördünüz ve artık Eskişehir’den rahat rahat bahsedebilirsiniz, değil mi? Biz de işte tam bunu yaptık bu yazıda ama buradan Eskişehirli arkadaşlara selam ediyoruz ve “elbette hâlâ görmediğimiz, bilmediğimiz yerler var, onlar da bir dahaki sefere artık” diyerek, bahsetmediğimiz veya eksik anlattığımız noktalar hakkında kendimize bir çıkış kapısı bırakıyoruz

kaynakıstegenç
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,062 Saniyede Yüklendi.