Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >10 - HABERLER > Ülkem ve İstanbul...
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

İstanbulun Ana Kapısı: Haydarpaşa

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
terapist Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge

Kayıt Tarihi: 01.Ocak.2007
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 1806
  Alıntı terapist Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: İstanbulun Ana Kapısı: Haydarpaşa
    Gönderim Zamanı: 23.Aralık.2008 Saat 06:04

İstanbul’un Kapısı: Haydarpaşa

İstanbul’un%20Kapısı:%20Haydarpaşa

Sadece İstanbul’u Türkiye’nin dört bir yanına bağlayan garın adı değil Haydarpaşa; İstanbul’a dair umutların, hayallerin başladığı ya da tam tersine sona erdiği bir büyük kapı. Bir Türk filminde geçen sahne çoğumuzun aklına kazılı değil mi? İstanbul’a gelen genç adam, elinde valizleriyle Haydarpaşa’nın merdivenlerinden inip denize bakar ve bağırır: “İstanbul seni yeneceğim!” Biz de kimlerin, ne hayallerin gelip geçtiği o kapıya biraz daha yakından bakalım dedik.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ortasından geçerek Bağdat’a ulaşacak Bağdat Demiryolu Projesi’nin Anadolu ayağının başlangıç noktası olan Haydarpaşa İstasyonu’na, şaşaalı bir gar yapılmasına karar verilmesiyle başlar her şey. 1873’de İstanbul-İzmit demiryolu hattının açılmasıyla kullanılmaya başlanan Haydarpaşa İstasyonu o zamanlar geniş bir çayırlık alanın içindedir (Haydar Paşa’nın söz konusu toprakların sahibi III. Selim'in paşalarından biri olduğunu da ekleyelim tabii). Bağdat Demiryolu Projesi, esas olarak Almanya’nın Orta Doğu’ya ulaşma, orada hakimiyetini kurma isteğinin bir yansıması olduğundan Almanlar projenin her aşamasında yer alır. Nitekim II. Abdülhamit’in talimatıyla 1906’da yapımına başlanan garın mimarları Otto Ritter ve Helmuth Cuno adlı iki Almandır. Hızla işe girişilir ve yapı iki yıl içinde tamamlanarak 1908’de hizmete açılır.

İstanbul’un%20Kapısı:%20HaydarpaşaHaydarpaşa Garı’nın mimari ve teknik özelliklerinden söz edecek olursak, öncelikle garın denize çakılan 21’er metre uzunluğundaki 1100 ahşap kazığın üzerine oturtulduğunu söylemek gerek. İnşaatında 1500 civarında İtalyan taş ustasının çalıştığı ve neo-klasik Alman mimarisi özellikleri taşıyan beş katlı binanın cephesi 2500 metreküp Lefke taşıyla doldurulmuş. Bunun yanında 13 bin metreküp beton, 1140 ton demir, 520 metreküp kereste, 19 bin metre sertağaç, 6200 metrekare arduvaz çatı kaplaması da Haydarpaşa’nın “etini-kemiğini” oluşturmuş. Geniş bir U harfi şeklinde planlanan garın, farklı uzunluktaki iki kolunda, bugün hâlâ çeşitli işler için büro olarak kullanılan odalar bulunmakta.

Garın hemen açığındaki mendirek de yine binanın inşaatını üstlenen “Anadolu-Bağdat Şirketi” Genel Müdürü Hüknen’in girişimleriyle yapılmış. Bugün de kullanılmaya devam edilen ve hemen gar çıkışındaki merdivenlerin bitiminde yer alan Haydarpaşa Vapur İskelesi ise garın ayrılmaz parçalarından. Ünlü mimarlardan Vedat Tek'in 1915-1917 yılları arasında yaptığı çinili binasıyla iskele her bakımdan garın tamamlayıcısı durumunda. Üstelik iskelenin hemen yanındaki çay bahçesi şeklinde düzenlenmiş alan, yoldan gelenlere ve gideceklere biraz nefeslenmek imkânı sağlıyor.

Bağdat’a ulaşacak Bağdat Demiryolu Projesi’nin Anadolu ayağının başlangıç noktası olan Haydarpaşa İstasyonuna, şaşaalı bir gar yapılmasına karar verilmesiyle başlar her şey. 1873’de İstanbul-İzmit demiryolu hattının açılmasıyla kullanılmaya başlanan Haydarpaşa İstasyonu o zamanlar geniş bir çayırlık alanın içindedir (Haydar Paşa’nın söz konusu toprakların sahibi III. Selim'in paşalarından biri olduğunu da ekleyelim tabii). Bağdat Demiryolu Projesi, esas olarak Almanya’nın Orta Doğu’ya ulaşma, orada hakimiyetini kurma isteğinin bir yansıması olduğundan Almanlar projenin her aşamasında yer alır. Nitekim II. Abdülhamit’in talimatıyla 1906’da yapımına başlanan garın mimarları Otto Ritter ve Helmuth Cuno adlı iki Almandır. Hızla işe girişilir ve yapı iki yıl içinde tamamlanarak 1908’de hizmete açılır.

İstanbul’un%20Kapısı:%20HaydarpaşaGar, bugüne kadar çeşitli ciddi tehlikeler de atlatmış: 1917’de, gar binasında depolanan cephanelere bir İngiliz tarafından yapılan sabotaj sonrasında, binanın çatısı imha olmuş, yüzlerce vagon hasar görmüş. 1979’da ise Haydarpaşa Dalgakıranı açığında bir petrol tankerinin patlaması sonucu oluşan sarsıntıda garın vitrayları parçalanmış.

Garın içindeki bir başka tarih de “Haydarpaşa Gar Lokantası”. İstanbul’a gelirken ya da giderken, civardaki büfelerde bulunan tostlarla yetinmek istemeyenler için bulunmaz bir mekân olan Gar Lokantası’nın İstanbul’un çeşitli yerlerinden gelen müdavimleri de var. İçkili olan lokantanın fiyatları da oldukça hesaplı.

Dediğimiz gibi Haydarpaşa Garı’nı trenle ulaşımın daha çok tercih edildiği eski dönemlerde çekilmiş Türk filmlerinden bilenler, merdivenlerinden iner inmez hayata karışacaklarını sanabilirler. Oysa o merdivenlerden indiğinizde karşınıza deniz çıkar, ucundan kıyısından da bir İstanbul silueti uzanmaktadır önünüzde. Arkanızda ise gelip-giden, ülkenin dört bir yanını gezen trenler. Umutlar, yeni başlangıçlar, yaşanmışlıklar, vedalar... 2009’da tren trafiğine kapatılacağı açıklanan ve bulunduğu bölgenin ticaret merkezi haline getirileceği haberleri yayılan Haydarpaşa Garı’nın akıbeti henüz tam olarak netleşmese de hem tarihle iç içe olmak hem de bu kadar canlı bir sosyal ortam görmek için yolculuk bahanesi olmadan da görmek gerek Haydarpaşa’yı...

araştırma terapist
kaynak google
ıstegenç


Düzenleyen Terapist - 23.Aralık.2008 Saat 22:25
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,076 Saniyede Yüklendi.