Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

KONSERVATUAR SINAVINA GİRMEYİ DÜŞÜNENLERE ÖNERİLER

Nereden Yazdırıldığı: Tiyatro yaşamın aynasıdır...
Kategori: 6 - TİYATRO
Forum Adı: KONSERVATUAR
Forum Tanımlaması: Giriş ... Gerekli olanlar... Adresler ...
URL: http://forum.tiyatroterapi.com/forum_posts.asp?TID=8
Tarih: 04.Ağustos.2020 Saat 19:54
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 9.50 - http://www.webwizforums.com


Konu: KONSERVATUAR SINAVINA GİRMEYİ DÜŞÜNENLERE ÖNERİLER
Mesajı Yazan: terapist
Konu: KONSERVATUAR SINAVINA GİRMEYİ DÜŞÜNENLERE ÖNERİLER
Mesaj Tarihi: 15.Eylül.2008 Saat 18:53

KONSERVATUAR SINAVINA GİRECEKLERE ÖNERİLER

SAYIN İSA KARSLI’NIN TİYATRODÜNYASI.COM..DA YAYIMLANAN YAZISINI YAZARIN iZNiYLE SiZLERE ULAŞTIRMAK İSTEDİM..

R.SiNAN AKBAŞAK


         Arkadaşlar merhaba,

         Ülkemizdeki artist olma hayali öyle bir hal aldı ki, büyükler tarafından nasihat olarak verilmeye başladı, benim oğlum artist olsun, kızım manken olsun gibi zihniyetle sanat ve sanatçı kavramı yok olmaya, kalite düşmeye başladı!

        Ülkemizdeki Tiyatro sanatının kalitesinin düşmesi, salonların boşalmasının sebeplerinden biride ünlü olma hayalidir, konservatuara başvuru yapmak isteyen arkadaşlar öncelikle uzun uzun düşünsünler, acaba ben televizyonda oyuncu mu olmak istiyorum, yoksa tiyatro oyuncusu mu olmak istiyorum? Ben dizi çekeceğim ondan giriyorum okulların sınavlarına diyorsanız, bu işler için konservatuarda okumak gerekmiyor. Köşe başında ajansla var gidin kayıt olun, size bir deneme filmi çekerler ölçerler sizi varsa ışık işiniz olur. Bu memlekette televizyona çıkmak çok kolay, konservatuarda 4 yıl okuyup ta zaman kaybetmeyin, tiyatroya emeğini, zamanını, hayatını verecek aday arkadaşlara engel olmayınız!

     Dizi-film oyunculuğu hevesleriniz yüzünden konservatuar koridorlarına doluşup ta gerçekten tiyatro yapmak isteyen arkadaşlara engel olmayınız.
 

     Cevabınız tiyatroysa eğer bu ülkede sanatın tüm olumsuzluklara rağmen tıpkı bir savaş gibi yapıldığının bilinciyle konservatuar sınavlarına hazırlanın.

      Üniversitelerin güzel sanatlar fakültesi, konservatuar bünyesindeki sahne sanatları tiyatro oyunculuğu bölümlerine hazırlanan sanatçı adaylarına bu yazı dizisi altında toplamak onların heyecanlarına ortak olmak istedim.
Her kişinin bir çalışma sistemi vardır, değerli üstatların ve hocalarımızın, eğer eksik bir yer varsa uyarmasını rica ederim.


     İlk olarak öss sınavında başvurulacak üniversitenin taban puanını (üniversiteye göre deşişir,145,165 vs)almak şarttır.


       Öss sınavında başarılı olup puan alındıktan sonra, tercih yapılması gerekir, tercihler belirlenmeli ve bir taslak oluşturulmalı, sınava girilecek olan okulun yayımlamış olduğu koşullara uygun olmak gerekir, yaş sınırı, puan, kontenjan, başvuru sayısı, kabul edilecek öğrenci sayısı, dikkat edilmelidir. Bu koşullara doğrultusunda karar verdikten sonra en önemlisi ‘Tirat, şiir’ seçimlerinin yapılmasıdır.


                                                  OYUN SEÇİMi

Genellikle iki parça istenir. Biri klasik, biri modern. Biri komedi, biri dram. Bir de şiir. Bu işin en sıkıcı yanıdır, oyunu belirlemek. Bazı oyun kitaplarında, internet sitelerindeki sınav parçalarına bakmak olacaktır fakat bu iyi bir fikir değildir, sizler gibi yüzlerce kişide bu yöntemle oyun seçeceklerdir. Bu tür seçilen parçalar zor olduğu gibi mesleğinin en yukarısındaki oyuncular tarafından sunulmuştur.

Seçilen parçaların sunumu 5 dakikayı geçmemelidir, seçilen karakter size uymalıdır, heyetin dikkat ettiği konulardan birisi inandırıcı olup olmadığınızdır, kesinlikte taklitten kaçınmalısınız, komik olabilir ama oyunculuk değildir. Seçilen parçaların değişik karakterde olması, sizin heyete farklı karakter oynamayı başardığınızı göstermeniz artı puan olur.
Tirat seçimi yapılırken; Boyu, Kilosu, Yaşı, Karakteri (Agresif, ya da uysal) yani ruh haline göre yüz ifadesine göre seçilmeli. Bütün karakterler göz önüne alarak kendi yapısına göre en uygun seçim yapılmalı. Tabi bunun yanında gireceği okulların bazıları zorunlu parça verirler. O parça oynanmak zorundadır.
Seçilen tirat ile ilgili kitap bulunmalı, oyunun tamamı okunmalı, oyun hakkında bilgi edinilmeli, yazar tanınılmalı, yazarın ne demek istediği ruh halı saptanmalı, karakterler analiz edilmeli. Tiradı anlamanın en iyi rolü budur.
Seçilen parçalarda mutlak dikkat edilmesi gereken, parçanın ne anlattığı, ne demek istiyor, onun yerinde olsanız nasıl davranırdınız, gibi sorulara cevap bulmanızdır.

Sizde aranan sahicilik ve doğallıktır.

                                        ŞİİR


Şiir okurken aruz bilgisine, kelimelerin telaffuzuna, kelime manalarını, dinleyiciye düzgün bir Türkçe ile aktararak okumanız çok etkili olacaktır, zaten sınanan sizin oyunculuk yeteneğinizidir.

                                                        Ezber

‘’Ezber yaparken kendinizi fazla kasmayın, Bir tiyatro oyuncusu için işin en zor, en zevksiz ama son derece zorunlu ve sorumluluk taşıyan yanı, ezberdir. Ezber konusunda her oyuncunun kendine göre bir yöntemi vardır. Kimi kuru kuruya ezberler; kimi elinde metin, mizansenle ezberler; kimi yüksek sesle çalışarak, bazıları da sessizce okuyarak ezberler. En yaygını yazarak ezberlemektir. Rolü iki kere, üç kere, bazen dört kere dikkatlice yazmak gerekir. Böylece kelimelere, oyun yazarının cümle yapısına, en önemlisi, kelimelerin ve cümlelerin altındaki anlamlara alışırsınız. Zaten önemli olan, o anlamların ezberlenmesidir. Yani, dramatik doku içinde neyi, niçin, neden ve kime söylediğinizdir. Her cümlede mutlaka bir anahtar kelime vardır. Cümleleri ezberledikten sonra anahtar kelimeleri sıraya koymak işi oldukça kolaylaştıracaktır. İmgelem yoluyla da çok rahat ezber yapılabilir. Bu yöntem genellikle olay sırasını karıştıranlar için önerilir. Tek yapmanız gereken, detaylarıyla birlikte okuduğunuzu kafanızdan geçirmeniz. Olay sırasını düşünerek replikleri söylemek…’’

                        

                            HANGi TİRADLAR OYNANMALI/OYNANMAMALI

‘’Bana kalırsa Klasik oyunlardan uzak durulmalı, basmakalıp, Klişe Tiratlar (Örnek, Çehov, Shakspeare, Moliere, Güngör dilmen vs. gibi her yıl oynanan, hamlet, midasın kulakları, molierin hırsız var tiradı vs. o kadar çok oynandı ki jüri karşısında yinemi bu dedirtilmemeli) bunun yerine, mizansenin bol olduğu oyun seçimleri daha sağlıklı olacaktır. (Bu tartışılabilir) Elbette oyunculuk önemlidir. Tirada hayat kazandıran oyunculuktur. Ama aylarca çalışan sanatçı adayının, jüri karşısında sadece üç dakikası var. Ve bu üç dakikada kendini jüriye kabul ettirmek oldukça zordur.

Yeni, Güncel ve herkesten farklı olabileceğini düşündüğünüz en uç noktalarda oyunlar oynanabilir. Oyuncu adayı araştırmacı olmak zorundadır. Bilinen ve her sene oynanan tiratlardan uzak durmalıdır. Bu işin basit kısmıdır. Arayıp bulmalıdır. Ve kendince en ilginç gelen, işte ben dediği oyunlar oynanmalıdır. (En azından öyle düşünmelidir.)

Tirat seçimleri yapılırken kesinlikle şiveye gidilmemelidir. Yöresel şive kullanmak çok büyük hatadır. Konservatuarın tercih ettiği şive İstanbul aksanıdır. Oyun seçimlerinde de kesinlikle şive içerikli, Ağa rolü, Köylü rolü vs. gibi şiveye açık olan tirat seçimlerinden uzak durulmalıdır. Evrensel, Çağdaş oyun seçimleri her zaman artı olacaktır.

Eğer diksiyonla ilgili sıkıntılar varsa; ders alınmalıdır. Böyle bir şansı yoksa kitaplarla çalışılmalıdır. Ama elinden geldiğince jüri karşısında bu şiveyi belli etmemelidir.’’


                                                 SINAV GÜNÜ

Sınav günü geldi, hazırlıklar bitti, salondaki yerinizi aldınız, sizin gibi yüzlerce kişiyle beraber bekliyorsunuz. Adaylardan biri geriyor 5 dakika sonra çıkıp bir başkası giriyor ve sizdeki heyecan artıyor

Sonunda jürinin karşısındasınız!

İlk izlenim önemlidir. Sizin sahneye çıkışınız, sahnedeki duruşunun önemli ve jürinin dikkatini mutlaka çekecektir.



Stella Adler’in tabiriyle OYUNCULUK BİR ‘ÇAP’ MESELESiDiR.

‘’Jüri karşısında kesinlikle rahat olun, Kendinden emin olun. Sıkıntılı ve ''mıymıy '' psikolojisi dezavantaj sağlar. Girin ve oynayın. Kahkaha atın, içinizden geldiği gibi olun. Normal hayattaymış gibi çıkın jüri karşısına, Sorulara tüm içtenlikle cevap verin. Utangaç birini oynamayın. Kesinlikle samimi olun’’

Unutmayın ki ‘GEÇEN HER YIL SİZİN iÇİN BAşARISIZLIK DEĞiL. BiR DENEYİMDiR’

Kılık kıyafetinize dikkat edin, çok aykırı olmayın, saç, sakal düzgün olması iyidir. Bayanlar çok açık saçık giyinmekten kaçının abartılı makyaj yapmayın.

Kesinlikle ve kesinlikle heyete bilgiçlik taslamayın, ben 2 sene surda eğitim aldım, 4 senedir şu tiyatroda oyunculuk yapıyorum gibi kelamlarla hayatını sahnede geçirmiş insanlara tiyatro öğretmeye çalışmayın. şarlatanlık yapmayın, kendinizi komediye ustası zannedip espri yapmaya çalışmayın. Kısaca kendiniz olun normal hayattaki gibi davranın.
Seçtiğiniz oyunu oynamaya başlarken heyetten zaman istemeyin, düşününki sahnedesiniz ve oyun başladı seyirciye ben hazır değilim biraz bekleyin mi diyeceksiniz, oynamaya başladınız heyet siz oynarken birbiriyle konuşmaya başladı sakın ve sakın oyununuzu kesmeyin, sizin dikkatinizi ölçüyorlardır, oyunu kesip heyete bakarsanız ne oluyor diye işiniz bitmiştir, oyunu oynamaya başladınız, daha oyun en can alıcı en güzel yerine gelmeden henüz 1, 1,5 dakika olmuşken heyet sizi durdurup teşekkür edip oyunuzu bitirdi diyelim kesinlikle ve kesinlikle ağlayıp sızlayıp salonu terk etmeye, heyete bir şeyler söylemeye, onlarla tartışmaya kalkışmayın, heyet sizin 2 aşamaya kalmanız için yeterli olduğunuz kanaatine varmış olabilir, sizin bu tutumunuz onların kanaatini tersine çevirebilirsiniz.


Heyet beklerken dekor köstüm değişimiyle zaman kaybetmeyin aleyhinize olabilir.


Oyun sırasında repliğinizi unuttunuz diyelim. Kesinlikle oyunu kesmeyin doğaç veya ileriki bölümden devam edin, herkesin başına gelebilir, sizi anlayacaklardır ama dağılmanız felaketiniz olabilir.

Mülakat tipi soru sorarlarsa kısa ve net cevaplar verin, ukala bilmişlik taslamayın.
Not: Çalışmalarınıza yardımcı olabilecek kitaplar
Cezmi Koca'nın yazmış olduğu '' Konservatuar sınavlarına hazırlık'' adli kitap... (Adından da anlaşılabileceği üzere sınava girmeden önce neler yapılması gerektiğini, konservatuvarı olan okullar, özel okullar, özel kurslar, içeriği, şartları, nelere dikkat edilmesi gerektiği, konservatuara hazırlanırken tiratların nasıl olması gerektiği, nelere dikkat edilmesi gerektiği ve dünya yazarlarından tirat örnekleriyle ilgili (erkek ve kadın olarak ayrılmış şekilde) geniş bir bilgi veriyor.

Parçalarda köstüm seçimi hakkında ADNAN TÖNEL’den uyarılar:

Abartı olmamalı. Kostüm metne, tirada, -bir katkı sağlayacaksa, oyunda kullanılabilecek çok önemli bir aksesuarsa evet ama giysi elbet gri,siyah,koyu renk bir bütünsellik içermeli yazılı resimli, alaca bulaca bir müdahaleciliği olmamalı.
Benim kanım, dakikalarca kostümünü giymeye hazırlanan bir oyuncunun sınav parçasının çok kötü olması durumundaki psikolojik ezilmişliği kötü olacaktır.

                                                      şan-kulak

-  Müzik kulağı var mıdır, yok mudur? Nasıl anlaşılır? Sorularına cevap arayalım.

-  Öncelikle eğer gerçekten çok yeteneksiz olduğumuzu düşünüyorsak asla bu işi yapamayız. Yani en azından şarkı söyleyebiliyor olmamız gerekir. Ama notasında söyleyebilmeliyiz. Yani kasideyi tutturmak denen şeyi iyi bir şekilde yapabilmeliyiz. Eğer bunu yapamıyorsak gerçekten de müzik kulağımız yoktur ve ne yazık ki müzik kulağı sonradan edinilmez, doğuştan olurmuş!!!

- Müzik kulağını geliştirmenin en önemli yolu bir müzik aleti çalmaktır.

-  İlk çalışma olarak yani çalgı konusunda karar vermeden önce olaya nota yoluyla gireceğin için notayı öğrenebileceğin en kolay çalgı olan “blok flüt'le” çalışmalısın. Solfej yapabilmeli, yazı okur gibi nota okuyarak bunları flüt'le çalabilmelisin. Bu en başlarda zor gelebilir eğer notalarla hiç ilginiz yoksa ama emin olun 2 ay sonra yeni bir dil öğrenmiş gibi hissetmeye başlarsınız. Yani notaları yalayıp yutarsın ve bu iş için bence herhangi bir kursa falan gitmeye gerek yoktur. Tek ihtiyacın olan bir flüt ve basit bir nota kitabıdır.

                                    İki tür müzik kulağı var.

1) Perfect pitch: buna sahip olanlar, duydukları bir sesin hangi notaya karşılık geldiğini bilebiliyorlar.

2) Relative pitch: bizim müzik kulağı dediğimiz olay. İki nota arasındaki aralığı do?ru olarak algılama ve tekrarlama yetene?i. Bu sonradan geliştirilebilen bir şey..

- Örnek: piyanonun basına oturdun. Sırayla do ve mi notalarını çaldın. Perfect pitch'e sahip adam "do ve mi notalarını çaldın" der. Relative pitch'e sahip adam "iki nota caldın, aralarındaki uzaklık majör uçluydu" der.

 Mesela, Do ve mi aynı anda basıldığında çok sevinç coşku uyandıran bir armoni bırakır kulakta. Buradan bunun majör aralık olduğu çıkarılabilir. Mi ve sol aynı anda basıldığına ise hüzünlü duygusal bir armoni bırakır. Buradan minör aralık olduğu çıkarılır. Zaten minörün ve majörün nota aralıklarının birer sabiti olduğundan kaç perde aralığı olduğu da direk hesaplanabilir. Asıl iş 4–5 sesli akor basıldığında akor bileşenlerini tek tek ayırmakta. Bunu yapmak müzik kulağının yanında eğitim de ister...

-  Rölatif denen kulak yapısı başka bir notayı baz alarak bulan kulaktır: mesela sol notası çaldığında, siz daha önceden bildiğiniz bir mi notasından başlayan bir besteyi düşünüp oradan sola kayarak bulmaya gidersiniz.

 - Absolut kulak ise onun sol oldu?unu bilir. Rölatif kulakları olan herkes bir miktar egzersiz ile nota ayırt edebilir.

                   
                        Genel kültür için:

Yılmaz Arıkan'ın yazmış olduğu ''Tiyatro eğitimi'' adli kitapları alıp okumalarının, dünya yazarları, ustalar, monologlar, düşünce sanatları, başlattığı akımlar, öncü olduğu konular ve hayat biyografileri gibi tiyatro alanında çok önemli konulara değinmiş bu kitabi almanızda fayda var.
Tiyatro ile ilgili yardımcı olabilecek kitaplardan bazıları.

Ve en önemlisi, bulduğunuz tüm oyun kitaplarını okuyunuz

Oyunculuk sanatı konusunda bir dönüm noktası olan Stanislavski’nin konu hakkında temel oluşturacak düşünceleri için;
Stanislavski - “Bir aktör hazırlanıyor”
Stanislavsk - “Bir karakter yaratmak”

Tiyatronun felsefi ve estetik akımlarla beraber, gelişim süreci için;
Sevda Şener –“Dünden bugüne tiyatro düşüncesi”

Tiyatro hakkında genel bilgiler ve sahneleme teknikleri için:
Özdemir nutku – “Dünya tiyatro tarihi–1”
Özdemir nutku – “Dünya tiyatro tarihi–2”

Diksiyon konusunda teorik ve uygulamalı bilgiler için;
Suat taşer – “Konuşma eğitimi”
Nüzhet şenbay – “söz ve diksiyon sanatı”

Başarılar dilerim.

Hazırlayan: İsa Karslı
mailto:eyges1907@hotmail.com -

TEKRAR TEŞEKKÜRLERİMLE…

R.SİNAN AKBAŞAK

http://www.tiyatroterapi.com -  




Cevaplar:
Mesajı Yazan: terapist
Mesaj Tarihi: 08.Ocak.2009 Saat 09:25
Arkadaşlar..Bende birşey eklemek istiyorum..En son ilkokul üçüncü sınıfta okula gelen oyunu seyrettim..ama şimdi konservatuar tiyatro bölümünü istiyorum..şeklindeki bir istek eşyanın tabiatına aykırıdır..Olsun ben sahneyi süpürürüm.,yalarım., bütün hamallıkları yaparım orada yatarım ise sadece magazindir.Evet tiyatro tarifsiz özveri gerektirir ama bu sahnede yatmak şeklinde oluşmaz..bilginize..


Mesajı Yazan: smt-gnr
Mesaj Tarihi: 08.Haziran.2009 Saat 12:48

        Geek                 Clap

TEŞEKKÜRLER BU BİLGİLERİ BİZİMLE PAYLAŞTIĞINIZ İÇİN İÇİN HOCAM Big%20smile

-------------
    @@@@ baleva @@@@
        +smt-gnr+


Mesajı Yazan: M.Yavrutürk
Mesaj Tarihi: 19.Ağustos.2009 Saat 10:49
   NEDEN TİYATRO
   Tiyatro deyince çoğumuzun aklına eğlencelik sahne gösterileri gelir.Oysa ki tiyatro özellikle Türkçe gibi gerçekten zengin bir dilin en doğru,en geniş bir şekilde öğrenilip,kullanıldığı alandır.Hatta dilin diğer 'diyalekt'lerininde tanınmasını sağlayan zemindir.
    Dilimizin zenginliği benim yakıştırmam değil.Yazar Selçuk Altun'un bir romanının adı da 'Senelerce Senelerce Evveldi' dir.Şair Edgar Allan Poe'nin 'Annabel Lee' şiirinden bir dize.Bu şiiri Türkçe'ye Melih Cevdet Anday çevirmiş.(Şiir çevirisi çok tartışmalı bir konudur)Ancak Selçuk Altun konuyla ilgili derlediği bir yazıda;'şiirin hem orijinalini hem Türkçesini iyi bilen gerek Fethi Naci'nin,gerek Cevat Çapan'ın ortak görüşünün Annabel Lee şiirinin Türkçe çevirisinin İngilizce orijinalinden çok daha güzel olduğudur.Bunun nedenininse Melih Cevdet'in Edgar Allan Poe 'den daha iyi şair olması değil,Türkçenin anlatım ve tanımlama gücünün İngilizceden çok daha fazla olmasıdır'diyor.
     Peki tesbit edilmiş yetmiş binin üzerinde kelimeye sahip Türkçe'yi biz nasıl kullanıyoruz?Üçyüz,bilemedin beşyüz kelimeyle.O da yalan yanlış.
     Bir milleti millet yapan açık ara birinci unsur, dilidir.Bugün  dil konusunda çok ciddi sıkıntılarımız var.Malum,her şeyin başı eğitim.Dil eğitimi önce aileden,sonra okullardan alınıyor.İyi de ne kadar, ne derece doğru?Aileler konusunu bir kenara bırakacak olursak,okullar da durum ne?İlköğretimden lise sona kadar Türkçe'ydi, edebiyattı derken neyi,nasıl,ne kadar öğretebiliyoruz?Bugün bu dersleri verenlerin durumu ne?Kendisi Türkçe konusunda muhtac-ı himmet olanlar çocuklarımıza ne verebilir?
      Bundan kırk küsur yıl önceden bir örnek vereyim;O zamanki adıyla Beykoz Ortaokulu'nda tarih hocamız Şaziye Hanım yazılıdaki başarımdan şüphelenmiş olmalı ki beni 'tahtaya' kaldırıp yazılıdaki sorulardan sözlü yaptı.Hepsine doğru cevap verince'sana sözlüden on,yazılıdan dokuz veriyorum.Bir notunu imla kurallarına uymadığıniçin kırıyorum.Dersimiz tarihde olsa Türkçe'yi doğru düzgün konuşup,yazmak zorundayız'demiş,bu da benim kulağıma küpe olmuştu.O zamanlar tarih hocası bile imla kurallarına hakim,Türkçe konusunda hassasdı.Şimdi bırakın tarih hocasını, Türkçe öğretmenlerinin durumu nedir.... bilemem.
      Başa dönecek olursak,bugün Türkçe konusunda çözüm mutlaka amamutlaka tiyatronun ilköğretimde zorunlu ders olmasıdır.Türkçe'yi gerek dilin zenginliği,genişliği,vurgulaması(diksion) bakımından en doğru en hızlı ve çocuklar içinde en eğlenceli öğrenme yolu tiyatrodur.Tiyatro aynı zamanda çocuklarda gözlem,algılama ve değerlendirme yeteneğini geliştirir.Ufku genişler.Ufku genişleyen çocuk kendini(gözlem,algılama,değerlendirmelerini) ifade etmek için Türkçenin imkanlarına başvurur.Sonunda  üç beşyüz kelimeyle değil,en azından üç beşbin kelime ortalamasına çıkan bir ortak dil oluşur.
      Unutmamak lazım ki ne kadarçok şey bilirsek bilelim,bunu iletmenin tek yolu dildir.Yani bilmek yetmez,onu aktaracak dil zenginliğine sahip olmamız gerekir.Küçük yaşlarda tiyatro eğitimi almış bir çocuk asgari bilgiyle azami başarıyı yakalayabilir.Çevremizden bir örnek olarak, Beykoz Vakfı Çocuk Tiyatrosunun öğrencilerine bir bakın,kendi sınıf arkadaşlarıyla bir karşılaştırın.Aralarında ki farkın temel nedeninin gözlemleme,algılama,değerlendirme becerilerinin artmasının yanı sıra Türkçeyi 'limitlerinde' kullanabilmeleridir.
      Hasılı bütün bildiklerimizi değerlendirip,damıttığımız imbik,Türkçemizdir.Onu da en doğru,en etkin,en eğlenceli öğrenme yolu tiyatrodur.Bu -ve daha pekçok nedenle- tiyatro mutlak ama mutlak ilköğretimde zorunlu ders olmalıdır.



Mesajı Yazan: okan_92
Mesaj Tarihi: 23.Ağustos.2009 Saat 12:35
Merhaba. Şu anda lise 4 öğrencisiyim. Bu sene sınavlara girmeyi düşünüyorum. Fakat burada kurs imkanım hiç yok. Elimden geldiğince oyunlar okuyarak araştırarak,sorarak bilgiler edinmeye çalışıyorum. İçimdeki bu sevgiyi daha çok aydınlatmak için. Mamafih İstanbul'da oturmuyorum. Tabiki bu bana bir engel değil. Ancak küçük bir zorluk teşkil ediyor. Yeteneğimin farkına varabilmek için arkadaşlarımı toplayıp onlara tek kişilik bir oyun hazırladım ve hepsi çok beğendiler. Bu aşk ilkokuldan beri içimde. Bana yardımcı olmanızı diliyorum... Şimdiden şükran dileklerimi sunarım...

-------------
Tiyatrocu olup sahnede seyircilerle aynı anda nefes almak istiyorum...


Mesajı Yazan: terapist
Mesaj Tarihi: 23.Ağustos.2009 Saat 15:29
Merhaba Okan
Arkadaşlarına oynadığın oyunu elbetteki beğenirler çünkü onlar senin arkadaşların yani bu güzel bir şey ama bir ölçü olamaz..zaten tek kişilik oyunlar sınava çok hazırlamazlar..Çok önemli olan bu güne kadar seyrettiğin oyunlardan biriktirebildiklerindir. Bu gün sınava hazırlanmaya çabalayan gerçek bir tutkun bu güne kadar 300 oyun seyretmişse kendini yetersiz saymaktadır..Değerlendirmeni kendin yap..


Tiyatro içinde yer almak ,usta oyuncu olabilmek için..
Çok okumalı ,değerlendirmelisin
Çok izlemeli,doğru gözlemler yapabilmelisin
Sürekli hayata dair malzeme biriktirmeli.bunları benliğinle yoğurmalı,becerilerinle mayalayabilmelisin..
Çok insanla bilgi alışverişinde bulunmalı,insana dair her duyguyu tanımaya çalışmalısın..
Doğayı her koşulda incelemeli,değişim ve gelişimleri dikkatle takip edebilmelisin..
Tüm bilgi dağarcığını kullanabilmeli bilgi parçacıklarında farklı bilgiler yaratabilmelisin.
 ve.. bütün bunları yaparken öylesine gelişeceksin ki güvenle baktığın yaşam ve yarın senin için bir yaşama sanatına dönüşecek..seni çok mutlu ettiği için yaşarken eğleniyorum diyebileceksin..
bana tekrar yaz lütfen
Başarılar..


Mesajı Yazan: okan_92
Mesaj Tarihi: 23.Ağustos.2009 Saat 16:23
Kesinlikle bu bir ölçü değil. Bunun bilincindeyim. Şu aralar kafamın karışık olmasının sebebi bu sene Öss'ye girme zorunluluğum. Ya üniversitede bir bölüm kazanırsam tiyatro tutkumu nasıl devam ettirebilirim? Bunu çözebilmek için birçok kişiye bu soruyu ilettim fakat tam anlamıyla açığa kavuşturamadım. Seneye mutlaka İstanbul'da bulunacağım. Kalmayı düşünüyorum bana yardımcı olmanızı bekliyorum. Çünkü; TİYATRO BENİM ZEVKİM,TUTKUM...

-------------
Tiyatrocu olup sahnede seyircilerle aynı anda nefes almak istiyorum...


Mesajı Yazan: terapist
Mesaj Tarihi: 23.Ağustos.2009 Saat 18:42
Okan.. Ya ..diye başlayan korkun yani üniversiteyi kazanman tam tersine seni tiyatro ile en sağlıklı şekliyle buluşturacak. Benim yıllardır yakınlarıma öğrencilerime söylediğim bir şey vardır.Tiyatro mesleğiniz olmasın...yani yaşamınızı sağlayacak bir işiniz olsun ki tiyatroyu yaşama zevkiniz,bağlılılığnız.tutkunuz olarak devam ettirebilin..Bunun en iyi yolu bir iş sahibi olmak ve yanında tiyatro yapabilmektir.Bu ünüiversitede gerçekleşir..pek çok usta üniversite tiyatro kulüplerinde bu tutkuyu ölçmüş ve değerlendirmiştir.Bu yüzden önce üniversiteyi kazanmaya bak sonrası çok kolay olacaktır..İster istanbul ister anadolu  bütün üniversitelerde bu olur. istanbula yolun düşerse kesinlikle ben buradayım  ve yardıma hazırım.
Bir önceki mesajdaki önerilerimi uygulamaya başla ve başarılar..


Mesajı Yazan: okan_92
Mesaj Tarihi: 23.Ağustos.2009 Saat 23:22
Önerilerinizi mutlaka değerlendiricem. Çok sağolun. İstanbul'a yolum düşerse elbette uğrarım. Yerinizi öğrenebilirsem :D

-------------
Tiyatrocu olup sahnede seyircilerle aynı anda nefes almak istiyorum...


Mesajı Yazan: terapist
Mesaj Tarihi: 24.Ağustos.2009 Saat 00:03
HERHALDE YERİMİZİ SORMAYACAKSIN...
ana sayfada iletişim kutusu var


Mesajı Yazan: terapist
Mesaj Tarihi: 13.Eylül.2009 Saat 14:06
güncelleme talebi
http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_ZSYYYYYYYYFR">Flower yeniden incelemeniz için



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2007 Web Wiz - http://www.webwizguide.com