Tiyatro yaşamın aynasıdır... Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası >4- SİZE ÖZEL >R.Sinan AKBAŞAK Yazıları
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Sahip olmak yeterli mi?

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Sinan Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici


Kayıt Tarihi: 22.Eylül.2008
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 84
  Alıntı Sinan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Sahip olmak yeterli mi?
    Gönderim Zamanı: 21.Temmuz.2017 Saat 09:44


 

Sahip olmak yeterli mi?..

Pek çok şeye sahibiz,  ancak sahip olduklarımızın kullanılması da önemlidir.

Kütüphaneler yaparsınız ancak insanlara okumayı öğretmezseniz anlamı olmaz, ilaveten okumayı öğrenmiş olmakla kütüphane kullanabilmek çok farklıdır.

Müzelerde, sergilerde amaç sadece görselliktir.  Dokunulmaz fotoğraf çekilmez

Yollar yapıyoruz ama insanlara güvenli ve saygılı araç kullanmayı öğretemiyoruz…

Lüks evler siteler yapıyoruz ama komşuyu rahatsız etmeden yaşamayı öğretemiyoruz.

Toplu taşım araçlarımız bolca var neredeyse olmadık yer çalışılmadık mahalle yok ama beklerken sövebiliyor binince de sahibi kesilip tüm diğer kullanıcılara böcek muamelesi yapabiliyoruz…

Gazete okuma alışkanlığımız yok;  Bunda gazetenin payı da çok elbette…

Bir taksici kendisine verilen adresi bulmak zorundadır da bizde öyle bir alışkanlık yoktur.

Ticaret yapan bütün kurumlar size iyilik, yapıyor durumundalar. Çok kolay;  Yok…  Olmaz… Beni ilgilendirmez…  Diyebilmekteler. Kamuda da durum farklı değil.  Bedelsiz de olsa ki genelinin bedeli vardır… Yapılan işlerin devletin görevi, yapanın görevli olduğu unutulur, ‘Olmaz… Git… Yarın gel’ leri duyuveririz…

Örnekleri artırılabiliriz, acaba biz yaşamayı başka bir deyişle hayatı kullanmayı mı bilmiyoruz.

Aslında bu bir soru değil ‘Tespit’tir.

Evet, biz yaşamayı bilmiyoruz. Çünkü yaşamanın temeli eğitimdir biz bu konuda özenli değiliz. Eğitmeden öğretmeye kalkıyoruz…

Eğitimde temel örnek olmaktır. Öğretmede temel göstermek söylemek anlatmaktır. Fark edeceğiniz gibi ilkinde sistem zordur ama hatasız işler, iyi örnek olursanız iyi sonuç alırsınız. Kişinin muhtemelen çocuklarınızın tüm yaşamından sorumlusunuzdur ve bu sonuç sizi doğrudan ilgilendirir… Kaçma, mazeret üretme şansınız yoktur. Bu yüzden eğitimin temel sorumlusu ailedir.

İkincisinde bir bilgi aktarma yani işini yapma söz konusudur. Büyük oranda başarılıdır ancak göreviniz program sınırlarındadır. Öğretme işinin görevlisi vardır, sorumlusu devlet çatısı altında bakanlık, ‘Mili Eğitim Bakanlığı’dır. Gördüğünüz gibi adı eğitim bakanlığı ama bence öğretim bakanlığı denmelidir. Kurslar ve dershaneler ‘Bizim işimiz öğretim, eğitim değil ‘demekteler…

Neticede eğitimin öncelikli ama öğretimle birlikte olması gerektiğini söylüyorum. Çünkü ben bir eğitimciyim. Sistemimin adı Tiyatroterapi…  Görmeyi,  duymayı, fark etmeyi, sorgulamayı yani öğrenmeyi öğretiyorum. Sakın kendimle çeliştiğimi düşünmeyin.  Tiyatro size bilgi aktarmaz gösterir, örnekler sunar. Alır ve saklamaya kalkarsanız yorumlarınızı ekleyerek depolarsınız.  Artık size aittirler. Bu yüzden temel enstrümanım tiyatrodur. Biraz daha detaylı açıklayabilirim. Tiyatro ‘Bilim’dir ve yaşamdaki her şeyi barındırır.

Görmeyi derken gördüğünüz her şeyin sesini, özünde anlattıklarını dinlemeyi,  müziği dinlerken görmeyi öğretiyorum. Yani gözlerinizle duyabilmeli, kulaklarınızla görebilmelisiniz. Ayrıca elleriniz parmaklarınız da duyabilir ya da görebilir, Biliyor musunuz?.. Siz duymak veya görmek istiyorsanız önünüzde engel olamaz dolayısıyla mazeretlerde olmaz. Gördüğünüz, duyduğunuz şeyleri fark ederseniz kaliteyi sorgulamaya başlar, güzelliğe hayran olur eksikliği eleştirirsiniz.

O zaman izninizle konunun biraz başına dönmek istiyorum. Kütüphaneler yaptık ama okumayı öğretemedik dedik ya… İşte oraya…

Tiyatrolar da yapıyoruz ve hatta seyirci ile dolduruyoruz ama seyir kültürümüz gittikçe geri gidiyor. Oyuncuyu sesi her yükseldiğinde alkışlıyoruz. Halbuki oyun durmadan alkış giremez.

Devasa holdingin yönetim kurulu başkanı olsanız bile sadece sesini değil telefonunuzu tamamen kapatmalısınız. Mesajlara sosyal medyaya bilmem ne ye bakmamalı, asla fotoğraf çekmemelisiniz.

Seyir sonrası sohbetlerde ‘ O adam var ya… Hani sakallı olan’ demek yerine herkese ücretsiz verilen insertlerden alıp kim kimdir bakıverin.

Oyuna gittiğinizi söylediğinizde ‘Komik mi’ diye soranlara cevap vermeyin.

Oyun sonrası düşünün… Neler çok hoştu, neler olmasaydı daha iyiydi.
Her şeyi çok beğendim… Ne güzel.

Bağlayayım…

Ben tiyatroterapi’de tiyatrocu değil tiyatro sevdalısı seyirci yetiştiriyorum.

Siz benim elimden bu olanağı alıp binlerce kişiye oyun izlettirseniz bile bir şeyler eksik kalacaktır…

İyi seyirler…

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,094 Saniyede Yüklendi.